TİP 1 DİYABET NEDİR?

     

   Düzgün tedavi edilen tip 1 diyabet rahatsızlığı, hastanın sağlıklı bir yaşam sürmesinin önünde engel oluşturmaz. Bununla birlikte, hastanın diyabetik rahatsızlığını kendi kendine kontrol edebilmesi önemlidir.

Diyabet Nedir?

 

    Diyabet, kandaki şeker seviyelerinin artması (glikoz) ve vücuda alınan yiyecek ve içeceklerdeki şeker miktarının sindirimindeki zorluklar ile ilgili oluşan kronik bir hastalıktır. Kandaki glikoz miktarına ‘glisemi’ denir. Glisemi oranı arttığında, hastanın ‘hiperglisemi’si olduğu söylenir.

   Tip 1 diyabet, Dünya üzerinde genç yaştaki insanlar arasında görülme sıklığı artış gösteren ve her geçen gün daha fazla insanı etkileyen, yaygın bir hastalıktır. Günümüzde Türkiye’de nüfusun yüzde yirmisinin diyabet hastası olduğu tahmin ediliyor. Bu da nüfusumuza oranla yaklaşık 25 milyon kişi ediyor. Bu hastaların arasındaki 17 ila 18 bin kişi ise 18 yaşın altında.

Son açıklanan raporlara göre diyabetin 5 farklı çeşidi vardır. Bunlar arasında en yaygın 3 tip şunlardır;

  • – Tip 2 diyabet (insüline bağımlı olmayan diyabet). Kötü beslenme alışkanlığı ve sağlıksız yaşam tarzlarından dolayı ortaya çıkar.
  • – Tip 1 diyabet (insüline bağımlı olan diyabet)
  • – Gestasyonel diyabet (Gebelikle oluşur).

    Tip 1 diyabetin görülme sıklığı, Tip 2’ye göre daha düşüktür. İnsüline bağımlı diyabet olarak da adlandırılır. Bunun nedeni, pankreasın yetersiz insülin salgılaması olabildiği gibi salgılanan insülinin eksik ve kalitesiz olması da olabilir. Kimi durumlarda ise bu iki sorun birlikte görülür. Bunun sonucu olarak, idrarla dışarı atılmasına rağmen vücuttaki şeker seviyesi yüksek kalır. Fakat salgılanan insülin kalitesiz olduğundan vücut hücreleri, ihtiyaç duyduğu şekeri kandan ememez.

   Tip 2 diyabetin aksine, tip 1 diyabet çocuklarda ve gençlerde daha sık görülür. Bunun yanı sıra yetişkinlerde ve hatta yaşlılarda da görülebilir. Tip 2 diyabet durumunda olduğu gibi, yanlış yaşam tarzı veya yeme alışkanlıkları ile doğrudan ilişkili değildir, ancak belirgin insülin eksikliği ile ilişkili olduğu söylenebilir. Hastalar yaşam kalitesini korumak için insülin tedavisine ihtiyaç duyar. Çünkü pankreas insülin üretmeyi durdurur. Bu durumda hasta, doktor ve diğer sağlık ekipleri tarafından sürekli olarak izlenmelidir.

 

Tip 1 Diyabet Tedavisi

   Hastalar doktor tarafından reçete edilen tedaviyi doğru biçimde uygularsa sağlıklı bir yaşam sürebilir ve büyük sınırlamalar olmadan hayatlarına normal seyrinde devam edebilir. Tedavinin amacı, kan şekerini (glikoz) normal kabul edilen değerlere (diyabetin kontrol altında tutulduğu) mümkün olduğunca yakın tutmaktır. Böylece sağlıklarını korurlar ve hastalık belirtileri göstermezler.

    Kontrol altında tutulduğu müddetçe, hastalığa dair belirtiler önlenebilir. Ayrıca akut dekompansasyon, yani hiperglisemi ve ketoasidoz (kan asiditesi) riski azaltılabilir.

Doktor tarafından izlenmesi gereken bu kontrol tedavisi üç temel hususu kapsamaktadır:

  • – Yeterli bir diyetin uygulanması
  • – Düzenli egzersiz
  • – İnsülin kullanımı

 

Hastalık Kontrolünün Önemi

İyi bir hastalık kontrolü, kan şekeri seviyelerinin uzmanlar tarafından belirlenen parametreler dahilinde olduğu anlamına gelir. Yaş, yaşam biçimi, hareketsiz yaşam ve diğer hastalıkların varlığı gibi faktörlere bağlı olarak, hastanın aç karnına ve yemeklerden sonra hangi kan şekeri değerlerini taşıması gerektiğini, doktor, bu kontrol tedavisiyle tanımlayabilmektedir.

Hasta, günlük olarak kendisini analiz ederek, doğru bir diyet ve egzersiz planına uyarak ya da her gün olmak üzere günde birkaç kez kılcal kan şekeri testleri (parmak delinerek yapılır) yaparak kendini izlemelidir. Bu testler; kan şekerinin yüksek, düşük veya normal olup olmadığını bilmenizi sağlar ve daha sonra tüm tedaviyi ayarlamanıza izin verir.

 

İnsülin İğnesi Vücutta Hangi Bölgelerde Uygulanır?

 

     İnsülin tedavisi, cildin altına yağ enjekte edilerek veya bir deri altı insülin infüzyon pompası kullanılarak yapılmaktadır. İnsülin; tip 1 diyabet hastalarının karın bölgesine, uyluklara, kollara ve kalçalara enjekte edilebilir. Karın duvarı hızlı etkili olması ve insülinin etkili bir emilimi için tercih edilen bölgedir. Kalça bölgesi de iyi bir alternatiftir. İnsülin emilimini engelleyebileceğinden, nodül oluşumunu önlemek için enjeksiyon bölgelerinin rotasyonu yapılmalıdır.

     İnsülin şişeleri, tek kullanımlık şırıngaların içinde, oda sıcaklığında, doğrudan güneş ışığından uzak bir bölgede, televizyon gibi radyasyon yayan elektronik eşyalardan ve otomobilin torpido gözü gibi yerlerden uzak tutulmalıdır.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

twelve + four =