BAĞIMLILIK İLİŞKİYİ ZEDELER Mİ?

İlişki de bağımlılık, ilişkinin ilk başladığı dönemlerde, her iki kişiye de mutluluk verse de ilişkinin devamında,  kendi özellerine dair yaşam anları ve yaşam deneyimlerini bireysel yaşayamayan çiftler, bir müddet sonra birbirlerine karşı istemsiz tepki ve öfke duymaya başlarlar.

Bağımlı ilişki de birey, partneri olmadan herhangi bir şey yaşamak ve yapmak istemezken, partnerinin  tek başına bir şey yapmasını da istemeyebilir.  Bağımlı ilişki,  kıskançlık ya da çok sevgi olarak görünse de aslında altında yatan duygular, kaybetme korkusu, yalnız kalma korkusu ve büyük bir özgüven eksikliğidir. Bağımlı ilişki yaşamak, kişinin özgür iradesi ile kendi duygularını ve isteklerini yaşayamadığı gibi, yeteneklerini geliştirmek ve başarılarını yaşamakta da hep geride kalır. Birey ancak partnerini özgürce sevdiğinde hem mutlu eder ve hem de mutlu olur.

Kısıtlayarak ve korkarak yaşanan ilişkiler,  özgür ruhsal doğamıza aykırıdır. Bağımlı psikolojide ki kişi, korku ve duygularını çözümleyemediği sürece  bütün ilişkilerinde bu zorluğu yaşayacaktır. Birey bu durumda, bazen anne- baba, bazen eş, bazen de çocuğuna bağımlı olmaya devam edecektir. Bağımlı olduğu kişilerin ismi değişebilir ama bağımlılık duygusunu kişi yardım almadan değiştiremez. Çocuklukta anne ve çocuk arasında kurulan sevgi ilişki sisteminde, yaşanan problemlerin sonucu bağımlılıktır. Annenin çocuğuna karşı aşırı bağımlı sevgi ile bağlanması, hem çocukta özgüven eksikliği yaratır hem de çocuğun ilişkilerinde bu denli bağımlı sevgi ilişkisi  yaşamasına ve zorlanmasına neden olur. Ya da annenin uzakta olması, sevgisini çocuğuna yaşatamaması, anne erken kaybı v.b durumlarda çocukta kaybetme korkusu oluşur ve böylece birey bağımlı ilişki sistemine girer. Bağımlı kişilik, kendi yetenek ve yaratıcılığını ortaya çıkaramadığı için derin bir özgüven eksikliğinin çaresizliğini de yaşar.

Bir kuşu hayal edin, avucunuza alıp, sıkıca tutarsanız kuş ya ölür ya da öyle bir fırlar kaçar ki, nereye uçup gittiğini dahi göremezsiniz. İlişkide de böyledir, sıkarak, tutarak, her şeyini öğrenmeye çalışıp, baskı kurarak asla mutlu olduğumuz bir ilişki yaşayamayız. Bağımlı olmazsam, yanında olmazsam, sıkı sıkı tutunmazsam beni sevmez, benden uzaklaşır, onu kaybederim derseniz. Çok yanılırsınız. Çünkü bir ilişki de, sevgi, uyum, denge, huzur varsa daha da güzelleşir. Baskı, bağımlılık ve kıskançlık varsa, birde kaybetme korkusu varsa ilişkinin mutlulukla, beraber üreterek, yaratarak devam etmesi    mümkün değildir. Hiçbir varlık baskı ile gelişemez, mutlu olamaz  ve ilişki yürütemez. Bu nedenle, bağımlılık duygunuzun altında yatan, negatif duygularınızı bilinç altı terapisi ile olumlu hale getirerek, hem de çocuklukta anne çocuk arası sevgi ilişkisini düzenleyerek kendinize, ilişkinize ve mutluluğunuza katkı olabilmeniz için bende size destek olmaya hazırım.

 

-UZMAN PSK. GÜLAY ERTÜRK

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

fifteen + 9 =